Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DELİ

Gördüğüm sesleri, işitemediğim Duyduğum yüzleri göremediğim, Gündüzlerin ağırlığını taşıyamadığım, Bir tabuta gömdüler beni.... Kefenlere sardılar İnsanlıktan çıktığım için, Biraz hali hazırda duran duygularım için, Biraz da ölmek için yaşadım. Gökyüzünü göremediğim an, Beni içime gömdükleri andı...
En son yayınlar

Türkiye Dönencesi

Her kelimemde ağıt yaktığım bu ülkede, Neden türkülerin sözleri bu kadar anlamlı... Bir ülkenin duygusu, nasıl ölüm olur! Ölüm olmayan yerde, Kalabalıktan kaçan milyonlarca bize, Nasıl bu kadar korku bıraktılar! Var olan duygularımızı, Bu ülkede soyutladılar...

ZAMAN

 Dünya'da 7,125 milyar insan varken, zaman denilen kavram hangimizin yüzünü güldürüyor? Ya da hangi birimiz, kendimizi zamanın boşluğuna atıyoruz. Hızlı veya yavaş olarak nitelendirilen bu kavramın sonunu sadece ölüm olarak mı dillendiriyoruz. Yüzümüzdeki kırışıklık veya saçımıza düşen beyaz bir tel zamanın hızlı geçtiğinin göstergesiyse, Dünya'nın 5 milyar yıldır var olduğu neyin göstergesi?   İnsanlar kendilerine çevirdikleri aynalarla sadece içinde bulunduğu zamanı görebilir. Aynaya bakarken zamana girmeye çalışan kişi ise sadece aynasını çatlatır.  Yeni doğum yapan bir annenin, bebeğini ilk eline alışı zamanı durdurduğu andır. Ya da örneği biraz daha genişletmek gerekirse: Haftanın son iş günü erkenden uyandınız ve işe gideceksiniz normal şartlarda rahat rahat yetişeceğiniz işinize, İstanbul trafiği engel oluyor. İşte tam bu sırada zamanı nasıl kullanmanız gerektiği devreye giriyor. Eğer arabanın içinde sinirden kornaya iki,üç saat basıp boşuna elinizi yorars...

KÖREBE

Bir tabuttayım. Kesinlikle burası bir tabut olmalı... Aldığım nefesi söndüren karanlık, İçimdeki insanları öldürüyor. Şimdiden köşelerim çıkmış bile! Yaşlılık desen yaşlılık değil. Zifiri bir karanlıkta, kare olmak gibi Önce köşelerde saklanıyorsun Sonra ortaya geçip ebe olmayı bekliyorsun...

21.yy. PORTRESİ

Bir insan kafasına, iki kulak çok fazla, iki gözse çok gereksiz. İnsanlar 30FPS gözleriyle gördüklerine inanamayacak kadar teknolojik zekaları vardır. Duygu körlüğü insanın görmesini engeller, ona reelde gerçekleşen olaylardan bağımsız bir görsel sunar. Kulaklarının duyma sınırı  20Hz-20000Hz ken sokaklarda çığlık, çığlığa dövülen kadınları duymayan o kadar sağır var ki, bir de kulaktan-kulağa yayılan binlerce duygu sirkülasyonları...   i nsanlar çelişkiler havuzunda yüzerken çevresinde gelişen olayları görmez. İçine dönmüş bir    vaziyette hayallerini şekillendirir... Hayata gelme amaçları zevk tatmak olan bu insanların ne iki kulağa, ne de iki göze ihtiyacı vardır.Onlarda bulunması gereken burunlar ve ağızlardır. Hazlar ve zevkler üzerine gelişen bu çağa ne güzel bir insan portresi olur. 

DOLUNAY AKŞAMI

Beni pencerenin kenarında yanan mum mu içine alıyor? O, eriyip biterken nefesini aldığım şairler mi?  Ya da okuduğum şiirlere, şiirlik veren şarap mı? Söyleyin, hanginizin içindeyim! Söyleyin, söyleyin ki Bitsin bu mevsimin çığlıkları Çığlıklara kulak veren, ağaçların çıplaklığı... Nefesini almadığım hayatları söyleyin, Söyleyin nerdeyim!

DİNLENCE

Bu yol uzun... Bu yolun sonunu göremiyorum. Benden uzakta bir güneş var, Güneşe bakamıyorum. İşaret ve orta parmağın dinlencesi, Dudaklarımdan çıkardığım bir resim... Güneş kendini toprağa gömüp, Ortalık Ay'a kalınca  Bir de hava atkı,bere istiyorsa, Sormayın keyfime! Çoktan varmışımdır gittiğim yere...