Gün, yavaş yavaş aydınlanıyor.
Hafif bir esinti, karşımdaki ağacın yapraklarını gıdıklıyordu…Ağacın diğer dallarına göre, en kıvrak dalına konan karga, öylece bana bakıyordu.
Öfkeli bir bakış değildi, yalnızca çıplak bırakan bir bakışı vardı.
Siyah, parlak tüyleriyle ürperdiği anda duygularımı okuduğunu anlamıştım.
İçimden konuşuyordum ona...
Karşımdaki binanın balkonu da sinirimi bozuyordu.
Sandalyemde, elimde benden daha sıcak bir fincan kahveyle gökyüzüne bakmaya çalışırken, karşıma çıkan o balkon… Benden daha duygusuz ama benden daha mutlu olmalıydı.
Gökyüzüne üç kat aşağıdaydım ve o balkona da…
Duygularını, beton haline getirmiş bir balkonla konuşuyordum.
Bunu düşünmeme rağmen, duygularımın betonlaşmasına razıydım…
Ağaca yeniden baktığımdaysa karga yoktu.
Yorumlar
Yorum Gönder